Kategoriler
Ayrıntılı ultrasonografisi Perinatoloji Bölümü Riskli gebelikler

Göbek bağında tek arter ( damar ) olması

Tek umbilikal arter (SUA-TUA)

Tüm doğumlarda %1 oranında görülen bir durumdur.

Normalde göbek bağı ( umbilikus ) içerisinde iki atar damar ve bir toplar damar vardır.

Bunlardan bir tanesi ki sıklıkla sağ umbilikal arter olmayabilir.

Sonuç olarak bebeğin göbek bağında tek atardamar ve tek toplar damar bulunur.

Bu durumda yapılması gerekenler bulunmaktadır.


Tek umbilikal artere olan gebelikte yapılması gerekenler

  • Detaylı ultrason ile bebeğin tüm vücut taraması
  • Fetal ekokardiyografi ile kalp değerlendirilmesi
  • Bebeğe yapılan biyokimyasal taramaların gözden geçirilmesi
    Bu işlemlerden sonra, eğer ek bir anormallik görülür ise bebeğe amniyosentez ( bebekten su alınması ) yapılması önerilir.
  • Eğer ek bir anormallik yok ve bebekteki damar anormalliği izole ise amniyosentez ( bebekten su alınması ) önerilmez

Down sendromu riski artar mı?


Hayır, bu durumda başka kromozom anomalileri ( trizomi 18-13 ve diğer…) ve sendromlar artarken, down sendromu ile ilişki bildirilmemiştir. Yani down sendromu riski artmaz…


Anne yaşı ve akraba evlilikleri ile ilişkili midir?


Hayır, bu durumun anne yaşı veya akraba evlilikleri ile ilişkisi yoktur. 


Gebelik takibinde neler değişir?

Tek damarlı göbek bağı olan hastalarda aşağıdaki durumların riski artmıştır. Riskli gebelik sınıfına girer ve perinatoloji uzmanı olan bir yerde takibi önerilir. 

Bu gebelikte yapılması gerekenler;

  • Bebeğin daha sık aralıklarla takip edilmesi
  • Bebek gelişiminin daha sık aralıklarla takip edilmesi
  • Her muayenede bebek kalp ve böbrek incelemesinin yapılması.


Göbek bağında tek damar olması doğum şeklini etkiler mi?

Hayır, etkilemez.

Bu durumda normal doğum denenir, ancak bebek göbek bağında tek damarı olan bebeklerin doğum sırasında kalp atışları daha sık sıkışabilir ve acil sezaryen yapılmak zorunda kalınabilir. 


Bu durum tekrar eder mi?


Hayır, tekrar etme özelliği yoktur

Doç. Dr.

Oktay KAYMAK

Kadın doğum uzmanı & Perinatoloji uzmanı

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Gebelik Dönemi Perinatoloji Bölümü

Dış gebelik hikayesi

Her zaman bu resimdeki gibi olmuyor…

Rahim dışında yaşayan gebelik

Doç. Dr. Oktay KAYMAK

Dış Gebelik

2 hafta önce, bana muayene olan hastama güzel haberi vermiş, gebeliğin oluştuğunu ancak henüz çok erken olduğunu ve bu nedenle takibin gerekli olduğunu söyleyerek gereken bilgilendirmeyi yapmıştım.

Hastamda bana istanbul dışına tatile çıkacağını, gittiği yerde takip olup olamayacağını sordu. Bende takibin tabiki yapılabileceğini, ancak herhangi bir sorun olduğunda hemen beni bilgilendirmesini istemiştim.

Sonrasında hastamdan iki hafta sonra whatsaptan ilk mesajı aldım. Kendisi, beta hcg değerinin artığını ancak iyi artış olmadığını ve gebelik kesesinin bir türlü görülemediğini iletti.

Bulunduğu yerdeki hekim arkadaşım, dış gebeliği görmüş ve gebeliği tüpte eritmeyi amaç edinerek, metotreksat denen ilacı vermiş.

Ancak takip sırasında ilaç işe yaramamış ve maalesef tüpte bulunan gebelik daha da büyümüş ve artık kalp atışı olan bebek bile görülür hale gelmiştir. Bu arada kan gebelik testi olan hcg 13.000 seviyesinede ulaşmış.

Bunun üzerine bulunduğu yerdeki hekim arkadaşım, o hastaneden kapalı ameliyat seçeceğinin olmadığını ve açık ameliyat ile tüpünü alması gerektiğini belirtmiş.

Sonrasında hastam bana cuma günü telefon ile ulaştı ve durumunu anlattı. Bende kendisine eğer gelebilir ise kapalı yöntem ( laparoskopi ) ile ameliyat yapabileceğimi. Eğer uygun olur ise tüpünü almadan da sadece gebeliği alarak dış gebelikten kendisini kurtarabileceğimi ilettim.

Ancak hastaya şu bilgiyi de verdim: Dış gebeliği yerinde ilaç ile yok etmek için kullanılan metotreksat denen kimyasal madde. Bazen gerçekten başarılı oluyor ve gebelik hücreleri vücuttan atılabiliyor. Ancak başarısız olur ise bu seferde gebelik kesesinin tüpe daha çok yapışıp, dış gebeliğin tüpten ayrılmasını zora sokuyor ve bu nedenle tüpün alınmasına neden olabiliyor.

Hastamın kendisinden ve eşinden bu yönde izin ve yazılı onam aldıktan sonra laparoskopik olarak ameliyata başladım. Sonrasında tüpten gebeliği çıkartmak amacı ile uygun kesiyi yaptım. Sonrasında sıvı ile ayırma denen hidro disseksiyon kullanarak gebelik kesesinin yerinden ayırarak karın dışarısına çıkararak ameliyatı sonlandırdım.

Hastam uyumadan önce tüpünü kaybetme riski nedeni ile çok stresliydi, ancak uyandığında benden tüpünü almadığım haberini alınca çok sevindi.

Ancak bir kadın bir tüpte dış gebelik geçirir ise, sonraki dönemde aynı tüpte oluşan zedelenme nedeni ile yeniden dış gebelik oluşabilmektedir.

Sizlere söylemek istediğim bir diğer konu ise dış gebeliğe neden olan ertesi gün hapı veya acil korunma yöntemi diye piyasada bulunan ilaçlar. Anlatmış olduğum hastam gibi ertesi gün hapı kullanan kadınlarda dış gebelik riski artmaktadır. Bu nedenle kadın doğum uzmanına sormadan ertesi gün hapı kullanılmamalı.

Ella ve norlevo veya preven ismi ile piyasada bulunan ertesi gün hapları, son derece başarılı ilaçlar ancak görüldüğü gibi zamanlamaya göre dış gebeliğe de neden olabilmektedir.

Akşam geç saatte eve geldim, hastamı yatağında ve stabil olmadan hastamın yanından ayrılmama gibi bir huyum var. Yorgunum ancak için huzurlu ve bir anne adayına daha yardımcı olmanın verdiği mesleki tatmin ile dinlenirken sizlere bu satırları yazıyorum.

Önerilen makale

Gebelikte riskli durumların işaretleri…

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Ayrıntılı ultrasonografisi Perinatoloji Bölümü Tarama testleri

Fetal ekokardiyografi (bebek kalp ultrasonu)

Anne karnında detaylı kalp incelemesi

Ekokardiyografi

Doç. Dr. Oktay KAYMAK.

Bebeklerin anne karnında bebeklerin kalp ultrason taraması yapılabilmektedir. Günümüzde gelişen ultrason cihazları ile birlikte bu taramalar çok daha erken haftalarda yapılabilmektedir. Gebelikte en erken 12. haftadan itibaren yapılan taramalar bulunmaktadır. Bu bölümde kalp taramasının nasıl yapıldığı ve hangi haftada neleri gösterdiğini bulabileceksiniz.

Fetal kalp ultrasonografi (ekokardiyografi)

1- İlk kalp incelemesi anne karnında gebeliğin 11-14. Haftalarında yapılır. Ancak bu incelemenin gebeliğin ileri haftalarında tekrar edilmesi gerekir. Ancak tabiki bu haftada görülebilen ciddi kalp anormallikleri bulunabilir. hem hekime hem de aileye yol gösterebilir. Bu nedenle perinatoloji uzmanları bu haftalarda bebeklerin özellikle kalp incelemelerini yapmaktadır.

2- İkinci kalp incelemesi gebeliğin 18-23. haftaları arasında yapılmaktadır. Bu haftada artık kalp her türlü görülür haldedir. Tüm kalp anormalliklerinin büyük çoğunlu bu haftalarda tanınır. Ancak şunu unutmamak gerekirki, kalp anne karnında dinamik bir sürece tabidir ve bebek büyüdükçe ortaya çıkabilecek bazı kalp anormallikleride bulunabilir. Bunlardan en önemli ve sık olanı aort koarktasyonu denilen hastalıktır. Maalesef bu hastalık anne karnında erken gebelik haftalarında nadiren bulgu verir, çoğu gebeliğin son haftalarında veya doğduktan sonra tanı alır. Bu nedenle bebek kalp incelemesi gebelik süresince yapılabilir.

3. Gebeliğin ileri haftalarında da bebek kalp ultrason incelemesi yapılabilir. Bu nedenle gebeliğin ileri haftalarında da bebek kalp ultrason incelemesi gerektiğinde yapılabilir ve aileye bilgi verilebilir.

Kimler özellikle bebeklerinin kalbine tekrar tekrar baktırmalı?

Doç. Dr. Oktay KAYMAK

Belirli grup aileler var ki bebeklerinde kalp hastalığı olma riski çok daha fazladır. bu aileler ve riskli anneleri aşağıda görebilirsiniz;

Bebek kalp incelemesi özellikle önerilen gebelikler ve risk faktörleri

  • Önceki gebeliğinde kalp anomalili bebeği olan aileler
  • Şeker hastalığı olan anne adayları
  • Anne veya baba adayında doğumsal kalp kusuru olan aileler
  • Tek yumurta ikizi olan ikiz gebelikler
  • Sara (epilepsi) hastalığı olan anne adayları
  • Gebeliğin erken dönemlerinde bazı enfeksiyonları geçiren anne adayları
  • Belli grup ilaç kullanımı olan anne adayları
  • Ultrasonda şüpheli görüntüsü olan anne adayları
  • Bebeğin ensesinde kalınlık olan anne adayları
  • Akraba evliliği olan anne adayları
  • 35 yaş üstü gebelik yaşayan anne adayları
  • Tüp bebek ile bebek elde etmiş aileler
  • Doğum sonrası bebek kaybetmiş anne adayları
  • Yakın akrabalarında kalp hastalığı nedeni ile genç yaşta kaybedilen kişilerin olduğu aileler
  • Yakın akrabalarında kalp anomalili bebek doğum hikayesi olan aileler
  • Bebek kalbinde ekojenik parlaklık veya kireçlenme görülen anne adayları

Yukarıda verilen risk faktörleri varlığında bebeğin kalbine daha detaylı bakılmakta ve bu ultrasonografi işlemi gebeliğin son üç ayında tekrar edilmektedir.

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Ayrıntılı ultrasonografisi Perinatoloji Bölümü Riskli gebelikler

Bebek kalp tümörü: Rhabdomyom

Anne karnında bebekte kalp tümörü görülmesi

Anne karnında yapılan ultrason incelemesinde son derece nadir olarak kalp tümörü görülebilmektedir. Anne ve baba adayı için çok önemli bir haber olan kalp tümörü varlığı sonrası yapılması gereken çok sayıda test ve araştırma bulunmaktadır. Bu makalede gerçek bir vaka üzerinden rhabdomyom varlığında gebelik takibi, hastalığın seyri, tuberoz skleroz araştırması, doğum ve sonraki takip hakkında bilgi bulabileceksiniz.

Rhabdomyomun gebelik süreci

Sıklıkla gebeliğin 20-30. haftaları arasında yapılan ultrason incelemesinde bebeğin kalbinde tümör olduğu şeklinde ön tanı ile tanınır. Sonrasında perinatoloji uzmanı muayenesi istenir. Perinatoloji uzmanı muayenesi ve bebek kalp doktoru ekokardiyografik incelemesi ile rhabdomyom ön tanısı konur ve aile bilgilendirilir. Gebelik süresince nadiren kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu olarak bebek kaybedilebilir. Bu nedenle sık aralıklarla bebek ultrason incelemesi ile takip edilmelidir.

Detaylı ultrasonda rhabdomyom görülür mü?

Bebeğin 18-23. haftaları arasında yapılan detaylı ultrason incelemesi sırasında sıklıkla görülmez. Çünkü bu tümör genelde 24. haftadan sonra gelişmektedir. Ancak bazen 20. haftadada görülebilir.

Anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunda neler yapılmalı?

Bu durumda aile perinatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeli, detaylı ultrason tekrar yapılmalı, sonrasında aşağıdaki işlem ve muayeneler aileye önerilmelidir:

  • Perinatoloji uzmanı takibi
  • Detaylı ultrason
  • Genetik uzmanı muayenesi
  • Tuberoz skleroz hakkında ailenin bilgilendirilmesi
  • Bebek kalp ultrason ( fetal ekokardiyografi ) yapılması
  • Kordosentez veya amniyosentez seçeceğinin aileye sunulması
  • Bebeğe anne karnında MR inceleme yapılmasının önerilmesi
  • Bebeğin iki hafta ara ile takibe alınması
  • Anne karnında bebek ölümü nadiren olabilen bir durum olması nedeni ile ailenin ayrıntılı bilgilendirilmesi ve tüm olasılıklara hazırlanılması.
  • Anne, baba ve bebekte genetik araştırma yapılması

Tuberoz skleroz hakkında ayrıntılı bilgi alınmalı

Maalesef anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunun görülmesi durumunda akla tuberoz skleroz gelmektedir.

Kalpte görülen tümör varlığında bebekte yüksek oranda görülme olasılığı olan bir hastalıktır. Maalesef genetik aktarımı olan bir hastalıktır ve seyri son derece değişiktir. Bu hastalarda aşağıdaki durumlar gelişebilir;

  • Kalp ritim bozukluğu
  • Kalpte çok sayıda tümör olması
  • Yüzde burun çevresinde cilt renginde sed nodüller
  • Epilepsi ( sara ) hastalığı
  • Beyin böbrek ve karaciğerde tuberoz yapıları
  • Böbrek yetmezliği
  • Değişik seviyede zeka geriliği
  • Ciltte beyaz lekeler veya burun kenarlarında nodüller

Anne karnında tuberoz skleroz tespit edilir mi?

Evet, tespit edilebilir. Bebekten alınacak olan kan örneği ( kordosentez ) veya bebeğin bulunduğu ortamdan alınan sıvı örneği ( amniyosentez )ile bu hastalığın bebekte var olup olmadığı kesinlikle öğrenilebilir. Aileye kesin bir sonuç verilebilir.

Kalpte tümörü olan bebek normal doğar mı?

Kalpte çok sayıda tümörü olan bebeklerde doğum sırasında ritim bozukluğu veya kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle sezaryen ile doğmaları ve doğum sonrası yenidoğan uzmanı ve bebek kalp uzmanı tarafından vakit geçirilmeden muayene edilmelidir.

Doğum sonrası bebeklerde kalp ritim bozukluğu ve epilepsi ( sara ) nöbeti geçirme oranı yüksektir.

Doğum sonrası rhabdomyom ne olacak?

Doğum sonrası kalpte olan tümörler hızla geriler ve genelde kaybolurlar. Çok nadiren ameliyat gerekli olur. Eğer tuberoz skleroz birlikteliği yok ise bebeğin sonraki hayatında ek herhangi bir risk olma olasılığı son derece düşüktür.

Sonraki gebelik nasıl olmalı?

Eğer tuberoz skleroz tespit edilen ve kalbinde tümör ile doğan bebeği olan bir aile ile karşı karşıyaysak, öncelikle genetik uzmanı tarafında aile değerlendirilmeli.

  • Anne ve babada genetik eğilimi oluşturacak bozukluk veya akraba evliliği tespit edilmesi durumunda sonraki gebelikte erken haftalarda koryon villus örneklemesi veya amniyosentez ile kesin tanının erken gebelik haftalarında konulması ve aileye terminasyon seçeceğinin sunulması.
  • Bir diğer seçenek ise bu aileye tüp bebek yöntemi ile gebelik elde edilmesi ve bebeğin transferi öncesi genetik araştırma yapılarak hastalığı taşıyıp taşımadığının tespiti sonrası transfer yapılmasıdır.

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Gebelik Dönemi Genel Perinatoloji Bölümü

Gebelikte riskli durumların ilk işaretleri nelerdir?

Sevgili anne adayları…

Gebeliğin oluşması ve doğum sürecine kadar geçen sürede, anne ve bebeği etkileyen çok farklı riskli durumlar gelişebilir.

Bu riskli durumların erken tanı ve tedavisi ile hem anne hem de bebeğin sağlığının kötü etkilenmesinin önüne geçebilir.

Şimdi sizlere gebeliğin ay ay olabilecek riskli durumların bir kısmından ve bunların ilk işaretlerden bahsedeceğiz.

Gebeliğin ilk üç ayı

Dış gebeliğin ilk işareti

Anne hayatını tehlikeye sokabilen dış gebelik durumunun ilk işareti, şiddetli bir kasık ağrısıdır.

Ancak gebeliğin ilk üç ayında, hafif kasık ağrıları normal kabul edilir.

Bunun ayırt edilmesi hem hasta hem de doktor için son derece önemlidir.

  • Kasık ağrısının çok şiddetli olması, beraberinde bulantı kusma, aşırı halsizlik ve baygınlık olması dış gebelik lehinedir.

En kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Düşük olacağının ilk işareti

Düşük son derece sık bir durumdur. Tedavi edilebileni ve tedavi edilemeyeni vardır.

Bunun ayrımını sizler yapamazsınız. Ancak düşüğün ilk işaretini bilmek, hekime zamanında başvurulmasını sağlar. Tedavi ile düşüğe tam olarak engel olunamaz, ancak bazı hastalarda tedavi gerekliliği vardır. Düşük konusu hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Düşük olabileceğinin ilk işaretleri arasında bulunan aşağıda sıralanmıştır;

  • Vajinal kanama olması.
  • Bulantı kusma hissiyatının aniden kaybolması.
  • Göğüs hassasiyetinin aniden kaybolması.

Bebek kalp atışının durmasının ilk işareti

Anne adayının herhangi bir ağrı ve kanaması olmadan bebek kalp atışları durabilir. Bebek kalp atışının kanama ve ağrı olmadan durması durumunda anne adayının ilk hissetiği anormallik, var olan göğüs hassasiyetinin kaybolmasıdır.

Bu nedenle gebeliğin ilk üç ayında sıklıkla olan göğüs hassasiyeti, herşeyin yolunda gittiğinin indirekt belirtisidir.

  • Var olan hassasiyetin kaybolması, bebekte bir sağlık sorunu olabileceğinin ilk işaretidir.

Kalp atışı durması hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Yumurtalık dönmesinin ilk işareti

Gebeliğin ilk üç ayında, sağlıklı her anne yumurtalığında bulunan gebelik kisti ( korpus luteum), bazen kendi etrafında dönebilir.

Hem gebeliğin hem de yumurtalığın kaybına yol açabilen bu durumun ilk işaretinin tanınması son derece önemlidir.

Yapılacak olan erken bir ameliyat ile yumurtalık ve gebelik kurtarılabilmecektir.

  • Yumurtalık torsiyonunun ( dönmesi ) ilk işareti; ani başlayan ve gelip giden şiddetli kasık ağrısı ile bu ağrıya eşlik eden bulantı kusmanın olmasıdır.

Gebeliğin ikinci üç ayı

Erken doğumun ilk işareti

Erken doğum, 37. gebelik haftasından önce olan doğumlara erken doğum denir. Ancak burada bebek için daha tehlikeli olan doğum haftası 32. haftanın altında doğum ve özellikle 28. gebelik haftası altı erken doğum olmasıdır.

Bebeğin, dış ortama hazır olmadan doğması beraberinde bazı hastalıkların gelişmesine neden olacaktır.

Bu nedenle erken doğumun olabileceğinin işaretlerinin erken tanınması bebek sağlığı için son derece önemlidir.

  • Erken doğum olacağının ilk işareti anne adayında artan vajinal akıntı ve alt kısımda hissettiği anlamsız bir baskıdır.

Bu işaretlerden birisi var ise kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Rahim ağzı yetmezliğinin ilk işareti

Rahim ağzı yetmeliğinin ilk işareti olduğunda, maalesef tedavi için biraz geç kalınmış olmaktadır.

Bu nedenle, rahim ağzı yetmezliği olup olmadığı her anne adayında özellikle belirli haftalarda rahim ağzı yapısının incelenmesi ile kontrol edilmelidir.

  • Yapılan ultrasonda rahim ağzının boyunun kısalması ve açılmasının görülmesi ile tanınır.

Rahim ağzı yetmezliği hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Gebelik zehirlenmesinin ilk işareti

Anne ve bebek sağlığı en çok tehdit eden hastalıktır. Tıbbi adı preeklampsidir. Tüm dünyada ve ülkemizde en sık anne ve bebek kaybına yol açan son derece riskli bir hastalıktır. Başlangıç haftasına göre hastada yapacağı klinikler farklıdır.

Anne de tansiyon artışı ile ortaya çıkan hastalık daha sonra tüm vücudu etkiler ve hayati riskler oluşturur. Genel olarak iki ana dönemde başlar;

  • 1- Gebeliğin 24-28. haftalarında başlayan tip: Erken başlangıçlı tiptir. Yavaş başlar ve ilerler, ilk işaretleri arasında son bir haftada hızla kilo alma ve el ve yüz ödemi olmasıdır. Sonrasında tansiyonun neden olduğu baş ağrısı ile ilerler.
  • 2- Gebeliğin 34-36. haftalarında başlayan tip: Geç başlangıçlı olarak bilinir. Hızlı ilerler, ilk işareti ani başlayan tansiyon artışının neden olduğu baş ağrısıdır.

Bu türden şikayetler varlığında en kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Kan damarlarında pıhtılaşmasının ilk işareti

Her gebelik, normal insana göre 6 katı fazla kan pıhtılaşması riski barındırmaktadır.

Gebelik ve lohusalık döneminde görülen bu durum, akciğere pıhtı ilerlemesi nedeni ile anne hayatını tehdit etmektedir.

Bu udurm gelişmemesi için bazı tedavi ve yöntemler bulunmaktadır.

En sık sol baldır ve uyluk bölgesinde oluşan damar tıkanıklığının ilk işareti o ayakta tek tarafılı olan şişliktir.

  • Hastanın iki ayağı arasında bariz bir çap farkı bulunmaktadır. Bu durum varlığında kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Bebeğin suyunun geleceğinin ilk işareti

Bebeklerin suyunun neden erken geldiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak ne sık neyin neden olduğu bilinmektedir. Bu durumun en sık neden enfeksiyondur. Diğer nedenler anne adayının sigara kullanması ve kalitesiz beslenmesidir.

Bebeğin bulunduğu ortamın enfeksiyonu ( koryoamniyonit ), rahim ağzının enfeksiyonu ( servisit ) ve vajinal enfeksiyonlar ( vajinit ) bu duruma neden olabilir.

Gebelikte normalde vajinal akıntıda artış meydana gelmektedir. Bu durum normaldir.

  • Ancak akıntıda aşırı artış ve kötü koku duyulması, anne adayında hafif bir ateş ve halsizlik olması bebeğin zarlarının mikrop kapıp, suyun erken gelebileceğinin ilk işaretidir. Bu durum varlığında kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Gizli şeker hastalığının ilk işareti

Her yüz gebenin 6-7 sinde gizli şeker hastalığı görülmektedir. Bu nedenle son derece sık olan bu hastalığın tanınması ve tedavi edilmesi gerekir.

  • Normalde gebelikte şeker tarama testleri ile taranmaktadır. Gizli şeker hastalığının ilk işareti, anne adayının artan şeker ihtiyacıdır.

Eğer sizde aşırı bir tatlı ihtiyacı hissediyorsanız, kısa zamanda şeker testinizi yaptırmanızı öneririz.

Miyomunuz mu var, derdiniz var…

Bazı anne adayları, gebeliğe mevcut miyomları ile başlar. Gebelikte büyüyen rahim ile birlikte miyomlarda genellikle büyümektedir. Bu durumda anne, miyom ve bebek bir yarış içerisine girer.

Yarışın konusu: Kan damarlarından en çok besin maddesini kim alacak? Bu yarışı sıklıkla bebek kazanır ve miyom kaybeder, miyom ölümü denilen olay meydana gelir.

Ancak miyom nekrozu yani ölümü son derece ağrılı ve tehlikelidir.

Miyomunuz var ve şiddetli ağrılarınız oluyor ise, sizde de miyom dejenerasyonu olabilir.

  • Erken doğumu başlatabilen bu durumun kontrol altına alınması gerekmektedir.

Gebeliğin son üç ayı

Gebelik zehirlemesinin ( preeklampsi) ilk işareti

Anne ve bebek sağlığı en çok tehdit eden hastalıktır. Tıbbi adı preeklampsidir. Tüm dünyada ve ülkemizde en sık anne ve bebek kaybına yol açan son derece riskli bir hastalıktır. Başlangıç haftasına göre hastada yapacağı klinikler farklıdır.

Anne de tansiyon artışı ile ortaya çıkan hastalık daha sonra tüm vücudu etkiler ve hayati riskler oluşturur. Genel olarak iki ana dönemde başlar;

  • 1- Gebeliğin 24-28. haftalarında başlayan tip: Erken başlangıçlı tiptir. Yavaş başlar ve ilerler, ilk işaretleri arasında son bir haftada hızla kilo alma ve el ve yüz ödemi olmasıdır. Sonrasında tansiyonun neden olduğu baş ağrısı ile ilerler.
  • 2- Gebeliğin 34-36. haftalarında başlayan tip: Geç başlangıçlı olarak bilinir. Hızlı ilerler, ilk işareti ani başlayan tansiyon artışının neden olduğu baş ağrısıdır.

Bu türden şikayetler varlığında en kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Kordon dolanmasının ilk işareti

Anne karnında ileri haftalarda bebek kaybına neden olabilecek bir durum da kordon dolanmasıdır.

Ancak tıbben bu durumun erken tespit edilebilemsi son derece zordur. Ancak anne adayı bu durumu erken fark edebilir.

  • Kordon dolanmasının varlığının ilk işareti bebeğin hareketlerinin ve gücünün azalmasıdır.

Bu türden bir değişiklik hissedildiğinde, kıza zamanda muayene olunmalıdır.

Son üç ay bulantı kusması ( çok önemli )

Gebeliğin başlangıç aylarında bulantı ve kusma sık ve olağan bir durumdur. Herhangi bir anormallik ile ilişkili değildir.

Ancak gebeliğin son üç ayında meydana gelen bulantı kusma son derece tehlikeli bir hastalığın varlığına işaret edebilir.

  • Bu nedenle son aylarda başlayan bulantı kusma varlığında kısa zamanda muayene olunması gerekmektedir.

Son üç ay kaşıntısı ( çok önemli )

Gebelikte çok farklı nedenlerle kaşıntı meydana gelebilmektedir. Ancak son aylarda başlayan ve çok şiddetli kaşıntı ile seyreden gebelik kolestazı denen hastalık diğer durumlardan farklıdır.

  • Bu hastalık anne ve bebek hayatını tehdit edebilmektedir. Gebeliği sonlandırmak dışında tedavisi olmayan bu hastalığı ilk işareti özellikle geceleri, tüm vücutta şiddetli kaşıntı varlığıdır.

Son aylarda kaşıntı olması durumunda kısa zamanda muayene olmanızı öneririz.

Son üç ay kanaması

Gebelikte kanama hiç bir zaman normal kabul edilmez. Ancak özellikle son aylarda meydana gelen vajinal kanama, plasenta previa denen hastalığın işareti olabilir.

Bir diğer durum ise bebeğin eşinin doğumdan önce yerinden ayrılmasıdır.

Plasenta dekolmanı denen bu durum anne ve bebek hayatını tehdit eden bir durumdur.

  • Vajinal kanama varlığında kısa zamanda muayene olmanızı öneririz.

Bebek suyunun artmasının ilk işareti

Bebekler anne karnında, kendi yaptıkları temiz idrarın içerisinde yaşamaktadırlar.

Bir taraftan idrar yaparken, bir taraftanda bu idrarı yutarak suyu dengede tutmaktadırlar.

İşte bu dengenin bozulması bebeğin suyunun artmasına neden olacaktır.

  • Bu durumun ilk işareti anne karnının gebelik haftasına göre hızla büyümesi ve nefes alıp vermede zorluk çekmesidir.

Bu durumda kısa zamanda muayene olunması gerekmektedir.

Bebek suyunun azalmasının ilk işareti

Bebek suyunun azalması, bebeğin anne karnında sıkışmasına ve kordon sıkışmasına neden olabilir.

Bu durumda bebek hayatını tehlikeye sokabilir.

  • Bebeğin suyunun azalmasının erken işareti bebek hareketinin azalmasıdır.

Özellikle gebeliğin son haftalarında meydana gelen bebek hareketlerinde azalma varlığında kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Bebeğin kaka yapmasının ( mekonyum) ilk işareti

Bebekler, gebeliğin son haftalarında mekonyum denen ve halk arasında kaka olarak bilinen dışkılamayı yapabilir. Bu her zaman bir anormalliğe işaret etmez.

Ancak bazen bu dışkılama, bebek tarafından oksijen seviyesi azalıncada yapılmaktadır. Anne adayının bunu hissetmesi imkansızdır.

  • Ancak anne adayı bebeğin hareketlerinin azaldığını hissederse, bebek mekonyum yapmış olabilir.

Bu nedenle özellikle gebeliğin 40. haftasından sonra bebek hareketlerinde azalma olması durumunda kısa zamanda muayene olunmalıdır.

Doç. Dr.

Oktay KAYMAK

Kadın doğum uzmanı & Perinatoloji uzmanı

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Gebelik Dönemi Genel Perinatoloji Bölümü Planlı Gebelik

4 yılda, 603 ileri yaş gebelikle karşılaştık

  • 35 yaş üstü gebelikler

    35 yaş üstü gebelikler ileri yaş gebelikleri olarak bilinmektedir. Anne adayı için bu yaş 35 iken, baba adayı için ileri yaş sınırı 40 olarak bilinmektedir.

    35 yaş üstü gebelikler, anne, bebek ve doktor için bazı riskleri içerisinde barındırmaktadır. Her gebelikte bulunan belirli durumlar 35 yaş üzerinde daha fazla artmaktadır.

4 yılda gördüğümüz 35 yaş üstü hastaların yaş dağılımları

4 yıl içerinde gördüğümüz 35 yaş üstü gebelik yaşayan anne adaylarının yaş dağılımında dikkat çeken durum hastaların çoğunun 35-38 yaş aralığında olmasıdır. Bu riskli gruptan 4 yılda muayene ettiğimiz en ileri yaş annemiz 48 yaşında idi.

İleri yaş gebelikleri neden arttı?

Kadının iş hayatı içerisinde, mesleki kariyer nedeni ile gebeliğini ertelemesi en sık neden olarak karşımıza çıkmakta. Bunun dışında diğer nedenleri sıralayacak olursak;

  • Sosyal hayat değişimi
  • Artan eğitim süreleri
  • Artan ekonomik bağımsızlık
  • Anne ve baba adaylarının gebelik sürecine olan bakışları
  • Geç yaşta evlilik

İleri yaş gebelikleri ANNE için hangi riskleri barındırır?

Her gebelikte olan bazı olasılıklar ileri yaş anne adaylarında daha sık görülmektedir.

Bunların bazılarını sıralayacak olursak;

  • Düşük ile gebelik kaybı
  • Dış gebelik olasılığı
  • Ayak kan damarlarında pıhtılaşma riski
  • Gizli şeker hastalığı olma riski
  • Tiroid hastalığı riski
  • Amniyosentez olma olasılığında artış
  • Koryon villus biyopsisi olma olasılığında artış
  • İkiz gebelik olma olasılığında artış
  • Sezaryan olma olasılığının artması
  • Depresyon olasılığının artması
  • Amniyon sıvı emboli riskinin artması
  • Doğum sonrası kanama riskinin artması
  • Gebelik hipertansiyon olasılığının artması
  • Gebelik kolestazı olasılığının artması
  • Beraberinde myom olma olasılığının artması
  • Cilt çatlaklarının normalden fazla olması
  • Varis gelişim riskinin normalden fazla olması
  • Anne adayında var olan meme kanseri veya tiroid kanseri nedeni ile kanserin seyrinin değişebilmesi

İleri yaş anne BEBEKLERİNDE hangi riskler daha fazladır?

35 yaş üstü anne bebeklerinde, genç annelere göre artan bazı durumlar söz konusudur.

Bunların bir kısmını sıralayacak olursak;

  • Down sendromu olasılığında artma
  • Bazı sakatlık tiplerinde artış
  • Annede yaş ile gelişen bazı hastalıkların bebeğin gelişimini olumsuz etkilemesi
  • Sıklıkla kilolu doğma
  • Normal doğumda bebeğin omuzunun takılması ve omuz kemiğinin kırılması
  • Annede gelişen anormal durum nedeni ile erken doğma riskinde artış
  • Erken doğum nedeni ile bazı sağlık sorunlarında artış
  • Anne adayında olan tiroid hastalığı nedeni ile beyin gelişiminde etkilenme riskinde artış

Alınabilecek önlemler neler?

35 yaş üstünde gebelik planlayan anne ve baba adaylarının gebelik öncesi görülmesi ve gerekli test ve incelemelerin yapılması, yukarıda verilen çoğu durumun gelişim riskini azaltacaktır.

Ek olarak bu yaş grubu gebeliklerin özel perinatolojik takip gerektirdiği aşikardır.

Oluşabilecek komplikasyonların, erken tanı ve tedavisi ile çoğu kötü durumun önüne geçilebilmektedir.

Yine bu yaş grubunun detaylı ultrason incelemesi ve down sendromu taraması hakkında ayrıntılı bilgilendirilmesi.

Ek olarak down sendromu dışı bazı kromozom hastalıkları hakkında bilgilendirilmesi, özellikle bacaklarda oluşabilecek pıhtılaşma riski hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca 35 yaş üstünde anne adaylarının tiroid bezlerinin kontrol edilmesi çok elzemdir.

Yetersiz tiroid bezi çalışması ve yetersiz iyot alımı, bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkileyecektir.

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Perinatoloji Bölümü Riskli gebelikler Tanısal testler

Amniosentez-Amniyosentez

Amniosentez: amniyosentez veya bebekten su alma işlemi nedir?

Anne karnında bulunan bebeğin, bulunduğu gebelik kesesi içerisinden bir iğne yardımı ile sıvı alınmasına amniyosentez, amniyosentez veya halk arasında ismi ile bebekten su alınması denir. Ancak bu tabir çok doğru değildir.

Çünkü direkt bebeğin kendisinden sıvı alınmamakta, bebeğin yaşadığı alandan su örneği alınmaktadır.

Amniyosentez işlemi hangi durumlarda yapılır?

Gebelik takibi sırasında, Perinatoloji uzmanı gerek gördüğünde, aile isteği olduğunda veya kesin kromozom tayini gerekliliği doğuran herhangi bir durum varlığında başvurulan yöntemdir. 

Sıvı alma gerekliliği olan durumlar saymakla bitmez, ancak gebelik takibi sırasında en sık karşılaşılan nedenler;

  • İkili testte risk çıkması
  • DNA ( gen veya NIPT ) test işleminde risk çıkması
  • Bebekte detaylı ultrasonda anormallik görülmesi
  • İkiz gebeliklerde risk olması
  • Anne ve baba adayının bir hastalık için taşıyıcı olması
  • Ailenin önceki gebeliğinde down sendromu olması
  • Aile isteği
  • Ailenin önceki bebeğinde tanı konulmuş bir hastalık varlığı

Bu sayılanlar ilk akla gelen ve sık karşılaşılan durumlardır, artırmak mümkündür. 

Amniyosentez: amniosentez kaçıncı haftada yapılmalıdır?

Günümüzde bu işlem için en çok tercih edilen hafta gebeliğin 16-18. haftaları arasıdır. Daha erken yapılması gebeliği olumsuz etkiler. Ancak daha ileri haftalarda da yapılabilmektedir. 

Amniyosentez: amniyosentez:  nasıl yapılır?

Hasta muayene masasına sırt üstü uzanır ve karın bölgesi göğüslerin altına kadar açılır. Bu işlemden sonra bebeğin kalp atışlarını görmek, bebeğin eşinin yerleşim yerini görmek ve iğnenin batırılacağı yeri tespit etmek amacı ile ultrasonografi yapılır. Burada karar vermede tecrübe son derece önemlidir. Amnioyosentez sonrası düşükler sıklıkla zor geçen (zor olan veya ilk girişte alınamayan işlemler) işlemlerden sonra ortaya çıktığı unutulmamalıdır. İşlemin doğasında zaten var olan düşük riski, bu gibi durumlarda daha fazla artmaktadır. Bu nedenle mutlaka bu konuda tecrübeli bir perinatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. 

Amniyosentez: amniyosentez durumunda düşük riski ne kadardır?

Eski yıllara göre işleme bağlı düşük oranı çok daha düşüktür. Günümüzde bu oran her 1000 işlemden birinde düşük görülmesidir. 

Ancak işlem sonrası lekelenme veya su gelmesi olabilmektedir. Bunlar genellikle gebelik kaybına yol açan durumlar değildir. Ancak takip edilmelidir. 

Ancak şu nokta unutulmamalıdır. İşlem, zaten bir riski olan gebeliğe yapılmaktadır. Yani zaten o gebelik kaybedilebilme riski olan bir durumdur. Bu nedenle işlem sonrası bebek kaybı olduğunda bunun işlemden mi ya da zaten kaybedilecek olan bebeğin kaybı mı tam anlaşılamaz. Ancak işlemden sonra olduğu için sıklıkla işleme bağlanır. 

İşlem sırasında düşük riskini artıran durumlar;

  • Birden fazla giriş yapılmak zorunda kalınması
  • İşlem sırasında hastanın hareket etmesi
  • İşlem sırasında gerekenden uzun süre iğnenin içeride tutulması
  • İşlem sırasında bebeğin zarının çadır yapması, yani rahimden ayrılması
  • İşlem sırasında kullanılan iğnenin kalitesi ve çapı
  • Anne adayının stresinin yüksek olması
  • Bebeğin ağır anomalili olması
  • Normalden fazla sıvı alınması
  • İşlem sırasında kanama olması
  • Alınan sıvının zaten kanamalı olması veya renginin koyu olması

Görüldüğü gibi amniyosentez: amniyosentez zaten doğasında risk olan bir işlemdir. Gerekmedikçe yapılmamalıdır. 

Aile bu riskleri bilmeli ve kendi rızaları ile bu işleme geçilmelidir. İşlem öncesi ailenin aydınlatılmış onam formunu okuması sağlanmalı ve imzalatılarak rızaları alınmalıdır. 

Amniosentez:amniyosentez işleminde basamaklar nelerdir?

  • Hasta hazırlanması
  • İşlem öncesi antibiyotik yapılması ( hekim tercihine bağlı )
  • Anestezi yapılması ( hekim tercihine bağlı )
  • Ultrason incelemesi
  • İğnenin gireceği yerin belirlenmesi
  • İğnenin gireceği yerin yeterli cilt temizliği
  • İçeri giren iğnenin yerini doğrulu ve içeride olduğunun sıvı çekilerek teyit edilmesi
  • Bebeğin haftasına göre sıvı çekilmesi
  • İşleme son verilmesi

Bebekten sıvı alınınca bebek susuz kalır mı?

Alınan sıvıyı bebek kısa zamanda yeniden üretir bu nedenle bebeğin suyu azaldı diye endişe edilmez. Ancak bazen alacak sıvı olmayabilir, bu durumda dışarıdan sıvı verilir ve verilen sıvı geri alınır. Bu işlem çok daha zor ve tecrübe isteyen bir durumdur.

Amniosentez:amniyosentez sırasında ağrı olacak mı?

Amniyosentez genelde ağrısız bir işlemdir ancak iğne ciltten geçerken bazen ağrı hissedilebilir. Ancak bu şiddetli bir ağrı değildir. 

Amniosentez: amniyosentez işlemi sırasında kötü senaryoda neler var?

  • İğnenin yanlışlıkla anne barsak yapısının içine girmesi, iğnenin anne idrar torbası içerisine girmesi
  • İğnenin anne rahim damarına rast gelmesi
  • İğne nedeni ile hem anne hem de bebeğin mikrop kapması
  • İğnenin bebeğin hayati organlarına zarar vermesi
  • İkiz gebeliklerde yanlışlıkla diğer keseye girilmesi

Amnion sıvısı genetik merkezine nasıl götürülmeli?

Bu çok önemli bir konudur. Zira uygun olmayan koşullarda götürülür ise bu işlem başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Alınan amnion sıvısı güneş ışığından saklanmalı, soğuk olmayan bir koşulda muhafaza edilmeli ve en kısa zamanda incelemenin yapılacağı laboratuvara götürülmeli.

Başarılı bir amniosentez nasıl olmalı?

  • Tam bir gereklilik varsa yapılmalı. 
  • İşlemin yapıldığı yer genetik inceleme yapılan yere yakın olmalı ve sıvıyı götürecek kurye hazır olmalı. 
  • Tecrübeli doktor ve personel işlemde bulunmalı.
  • Mümkünse tek bir girişte yapılmalı (çok kilolu hastalarda bazen iğne görülmeyebilir ve birkaç giriş gerekli olabilir.
  • Ancak normal kilodaki bir gebelikte tek giriş ile işlem bitirilmelidir.
  • İdrar torbası ve barsaklardan kaçınılmalı.
  • Bebeğin eşinden geçilmemeye çalışılmalı.
  • Bebeğin başından uzak yerden girilmeye çalışılmalı.
  • İşlem sırasında doktor iğneyi kesinlikle sağa sola oynatmamalı ve sıvıyı çeken diğer kişiye karşı iğneyi çok sıkı tutmalıdır.
  • İşlem öncesi annenin karnının temizliğine gereken önem gösterilmeli.
  • İğnenin ucu hastanın karnından girilecek yer dışında hiçbir yere değmemeli. Eğer bu meydana gelmiş ise derhal yeni iğne açılmalı.
  • Kan uyuşmazlığı varsa işlem sonrası ilk 72 saat içerisinde uyuşmazlık önleyici iğne yapılmalı. 
  • İşlem sonrası anne adayı kendisini iyi hissettiği zaman kalkmalı. 
  • İşlemin olduğu gün raporlu olmalı veya evde dinlenmeli.
  • İşlem sonrası herhangi bir anormallik olduğunda derhal amniyosentez işlemini yapan doktoruna ulaşarak durumunu anlatmalı.
  • Hasta sonucun ne zaman çıkacağı konusunda bilgilendirilmeli. 
  • Erken sonuç çıkar çıkmaz hasta aranmalı ve sonuç bildirilmelidir. Çünkü amniosentez yapılan hastalar stres katsayısı çok yüksek hastalardır.

Amniosentez:amniyosentez sonrası genetik inceleme neleri içerir?

Amniyon sıvısı bebeğe ait canlı hücreler içerir. Ek olarak hücreler bebeğin hemen bütün organlarından dökülen hücrelerdir. Bu nedenle bebeğin tüm vücudunu neredeyse örneklemektedir. Bu özelliği ile amniyosentez, bebek eşinden alınan parça testine ( koryon villus biyopsisi ) üstündür.

Alınan sıvı laboratuvar da ayrıştırıldıktan sonra hücreler kültür ortamında çoğaltılır ve elde edilen hücrelerden istenilen genetik inceleme yapılır.

Sonuç ne zaman çıkar?

Amniyosentezin sonuçları iki farklı şekilde değerlendirilebilir. İlk planda florasan teknik ile ( FISH ) hücrelerin belirli genetik yapısı incelenir. 

  • Erken sonuç: Bu teknik ile en çok karşılaşıla trizomi 21-18-13 ve seks kromozom anomalileri ilk planda araştırılır. FISH 2-3 gün içinde sonuçlanır. Bu erken sonuç sınırlı bilgi verir. Diğer sonuçları beklemek gerekir.
  • Kültür sonucu: Tüm kromozomların sayısal incelemesi kültür sonrası elde edilir. Süresi değişmekle birlikte genelde 10-15 gün içerisinde sonuçlanır.
  • Mikroarray inceleme: İstenir ise bu incelemede 10-15 gün içerisinde sonuçlanır.
  • Tüm kromozom ayrıntılı inceleme ( WES): Bu inceleme daha uzun sürmektedir, istenir ise bir ay içerisinde sonuçlanmaktadır. Ancak bazen sonuçlanma süresi çok daha uzun süre alabilmektedir. 
  • Tek gen hastalıkları: İstenir ise 10-15 gün içerisinde sonuçlanmaktadır. 

Amniosentez, bebekten su alma işlemi sırasında olabilen olumsuzluklar nelerdir?

Amnion mayisine kan karışması: Bu durumda kültürde üreme olasılığı azalmaktadır. Üreme olmayıncada işlem başarısız olmaktadır. Bu nedenle olabildiğince kanamasız bir işlem yapılmalıdır.

Tek girişte suyun alınamaması: Her iğne girişi düşük ve enfeksiyon riskini artıran bir durumdur. Bu nedenle tek bir giriş yapılmaya çalışılmalıdır.

Bebeğin eşinden geçmek zorunda kalınması: Bazen bebeğin eşi iğnenin giriş yerinin önünde yerleşir. Bu durumda plasentadan geçilmek zorunda kalınır. Eğer kanama çok fazla olursa bebeğin düşük riski çok daha fazla artar. Doktorunuz bu işlemden size bahsetmeli ve bilgi vermelidir. Başka bir alan yok ise, mecburan bu bölgeden dikkatli bir şekilde geçilmelidir.

Sıvını uygun olmayan koşullarda laboratuvara götürülmesi: Bebeğin suyu alındıktan sonra en kısa zamanda ve güneş ışığından korunarak inceleme yapılacak yere götürülmelidir. Bu koşullara uyulmaz ise kültürde üreme olmayabilir.

Amnion kültürünün yapılamaması ne demek?

Bu durumun çok sayıda nedeni vardır. Alınan sıvının kanlı olması veya enfekte olması olması en sık nedenidir. Ancak bazen hiçbir neden de bulunamayabilir. İşlem başarısız olur ve hastaya rapor verilemez. Görülme oranı %0.1 dir. 

Amniosentez işlemi sırasında neler olabilir?

Dünyada her yıl milyonlarca anne adayı değişik nedenlerle amniosentez işlemine tabi tutulmaktadır.

Eski yıllarda yapılan amniosentezlerden sonra enfeksiyon ve düşük riski yüksek iken günümüzde bu riskler minimuma inmiştir. Ancak tüm invaziv girişimlerde olduğu gibi amniyosentezde de bazı riskler vardır.

Bu riskler şunlardır:

Düşük olması: Amniyosentez sonrası düşük riski anne adaylarını en çok endişelendiren konudur. Günümüzde  amniyosenteze bağlı düşük riski son derece azdır. Eski yıllarda ortalama amniyosenteze bağlı düşük riski 200-400 işlemde 1’dir.

Ancak günümüzde bu oran 1000 gebelikte 1’e kadar inmiştir. 

Enfeksiyon riski: Amniyosentez sonrası enfeksiyon olma riski 1000 işlemde 1’den azdır. Steril şartların sağlanması sonrasında enfeksiyon gelişme riski son derece azalmıştır.

Vajenden bebeğin suyunun gelmesi: Yaklaşık %1 olguda  vajinal sıvı gelebilir. Sıvı kaçağının yeri iğnenin giriş deliğidir. Bu nedenle normalde suyu gelen gebeler gibi değildir. Sıklıkla bir iki gün içerisinde durur. Bu dönemde hastanede yatılabilir, gözlem altında kalınabilir. Amniyon zarı 1-2 gün içinde iyileşir ve sıvı kaçağı kaybolur.

Su kesesinin açılması: Çok nadir karşılaşılır. Ancak bu durumda sıklıkla gebeliğin sonlandırılmasına gidilmektedir.

Ani bebek ölümü: Çok nadir olsa da gerçekleşebilir.

Annenin enfeksiyonu: Bu durum son derece risklidir. Anne hayatını tehdit eden enfeksiyon gelişebilir.

Ancak son derece nadir bir durumdur ve muhtemelen annede işlem öncesi bir zemin olması söz konusudur.

Suyun alınamaması: Bazen aminon zarı iğnenin girişine izin vermez ve esner. Bu durumda zorlanmamalı ve işlem birkaç gün sonra tekrar edilmelidir.

Bebeğe iğne batması: İşlem ultrasonografi ile beraber yapıldığından son derece nadir olarak bu durumla karşılaşılır.

Hafif bir batma ise bebekte kalıcı bir hasar neden olmaz. Ancak yine de bu durumun olmaması için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.

Annenin barsaklarında delinme: Bu durum ultrasonografinin iyi kullanılması ile engellenebilir. Son derece nadir bir durumdur. Ancak yine de olabilir. İşlem öncesi iğneyi batıracağımız yeri çok iyi ve dikkatli seçmemiz gerekmektedir.

İşlemin tekrar yapılması: Alınan sıvı miktar olarak yetersiz ise ya da çok kanlı ise birkaç hafta sonra işlem

Amniosentez öncesi aspirin veya kan sulandırıcı ilaçlar kesilmeli mi?

Düşük doz aspirin veya yaygınca kullanılan düşük molekül ağrılıklı heparin türevlerinin işlem öncesi kesilmesine gerek yoktur. Ancak hasta yüksek doz heparin alıyor ise işlem günü kullanmaması önerilmektedir. 

Hepatit B-C veya HIV taşıyıcı olan annede amniyosentez yapılır mı?

Evet, yapılabilir. Bu hastalıkları taşıyan anne adaylarında işlem ile bebeğe bulaş viral yüke göre değişmektedir. Sıklıkla ihmal edilebilir düzeydedir ve ek önlem alınmaya çalışılmaz. 

İstanbul anadolu yakasında amniyosentez yapan merkezler

İstanbul, ülkemizin en yüksek nüfusa sahip ilidir. Aslında istanbul anadolu yakası ve avrupa yakasının toplamı çoğu Avrupa ülkesinden daha fazla nüfusa sahip bir ilidir. Aslında büyüklük olarak ülkenin en büyük ili olmasada, nüfus olarak yoğun olan olan istanbul, anadolu yakası ve avrupa yakası olarak ikiye ayrılmaktadır. Ulaşım zorluğu ve yoğunluk nedeni ile belirli alanlar birbirinden ayrılmakta ve hem hasta hem de doktor yoğunluğu açısından birbirinden ayrı merkezler oluşmaktadır. Sınırlı sayıda yetişmiş riskli gebelik uzmanı bulunması nedeni ile bu merkezler ve doktorlar ise belirli yerlerde toplanmaktadır.

Amniyosentez gibi riskli bir işlemin, anadolu yakasında yapan sınırlı sayıda merkez bulunmaktadır. Bu işlemi, riskli bir işlem olması nedeni ile riskli gebelik uzmanları ( perinatolog ) yapmaktadır. Anadolu yakasında özel muayenehane, hastane ve merkezlerde Perinatoloji uzmanları çalışan yerler bulunmaktadır. Anadolu yakasında Perinatoloji merkezi ve uzmanı olarak hizmet veren merkezimizde amniyosentez gerektiğinde uygun hastaya yapılmaktadır.

Amniosentez bebekten su veya sıvı alma işleminin ücreti, fiyatı nedir? 

Bu işlemin fiyatını belirleyen çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bunlar;

  • Perinatoloji uzmanı
  • Genetik uzmanı
  • Biyolog
  • Kullanılan iğnenin kalitesi
  • Kullanılan ekipman
  • Laboratuvar

Son yazılar

Kategoriler
Gebelik Dönemi Perinatoloji Bölümü Riskli gebelikler

Bebeğin kalp atışının durması

Bebeğin kalp atışının durması – Anne karnında bebek ölümü

Anne karnında bebeğin kap atışı 5. ile 6. gebelik haftasında görülür ve duyulur hale gelir.

Bebeğin kalp atışının görülmesi çok büyük bir gelişmedir. Çünkü bu aşamadan sonra bebek kaybı oranı çok azalır. Ancak maalesef. ilk üç ay içersinde bu risk devam etmektedir.

İlk üç ay sağlıksız bebeklerin düştüğü düşük ayları olarak bilinir. 

Bu konuda, bebek kalp atışı duyulmuş bir gebelikte daha sonraki kontrolde bebeğin kalp atışının kaybolmasından bahsedeceğiz.

Bebek kalp atışı kaybolması neden olur?

Bu durumun en sık nedeni kromozomal anomali olmasıdır. Yani aslında güzel bir şey olmuştur ve sağlıklı olmayan bir bebek erken dönemde kalp atışı durarak ölmüştür.

Ancak anne adayı bu duruma çok üzülür. Anlatılanları hiç dinlemez ve bir geçici depresyona girer. Anne adayına her açıdan destek olmak gerekir.

Kanama olmadan bebek kalp atışı durur mu?

Evet, maalesef zaten sıklıkla oluş şekli budur. Yani anne adayı kontrole gelir ve yapılan ultrasonografide bebeğin kalp atışının durduğu saptanır. 

Bebeğin kalp atışı kaybolduysa ne yapılmalı?

Size tavsiyem bu durumu bir diğer uzman hekim muayenesi ile doğrulayın. Maalesef bazen hata olabiliyor. Üstten yapılan ultrasonlar yanlış sonuç verebiliyor. Bu nedenle bebeğinizin kalp atışı durdu denildi ise, bir diğer gözün bakmasında ve vajinal ultrasonografi yapılmasında fayda vardır. 

Ölmüş bebeği olan anneye kürtaj

Bebek kalp atışı durmuş ve bundan emin isek artık anneyi bu durumdan kurtarmak gereklidir. Bu durum farklı şekillerde çözülebilir.

  • En sık başvurulan yöntem kürtaj diye bilinen anne rahminin bir alet yardımı ile temizlenmesidir. 
  • Bir diğer yol ise ilaç ile düşük yaptırılmasıdır.

Burada hangi yolun daha uygun olduğuna uzman hekim karar vermelidir. Lütfen siz evde kendi başınıza bu yola başvurmayınız. 

Bebek kalp atışı durdu ise kürtajı ne zaman yapılmalı?

Bu durum kesin ise artık beklemenin bir anlamı yoktur. Artık uygun bir yerde anestezi alarak kürtaj ile bu durumdan kurtulmalıdır. 

Bu noktada size müdahale edecek uzmanı iyi seçmenizi öneririm. Çünkü bu işlem sırasında yapılacak bir hata kadının ömür boyu hem cinsel hayatını hem de bebek sahibi olmasını bozabilir. 

Kürtaj materyalinin patolojik incelemesi ne anlama gelir?

Gebeliğin kürtaj ile boşaltılması sonrasında ailenin isteyebileceği iki araştırma vardır. Bunlar;

  • Patolojik inceleme
  • Genetik inceleme

Kürtaj materyalinin patolojik incelemesi hangi konular hakkında bilgi verebilir?

Alınan dokunun incelemesi ile gebeliğin normal bir gebelik olarak mı başladığı veya halk arasında üzüm gebeliği olarak bilinen molar gebelik şeklinde ( sağlıksız bir gebelik şekli ) başladığı hakkında bilgi verir. Ancak molar gebelikler son derece nadirdir. Bu nedenle patolojik inceleme sonucunda sıklıkla sadece gebelik rapor edilir. Ancak bu gebeliğin kaybı noktasında bir bilgi vermez.

Genetik inceleme hangi konular hakkında bilgi verebilir?

Bebek kaybının en sık nedeni olan kromozom bozukluğunun bebekte olup olmadığı hakkında en net bilgiyi veren incelemedir.

Genetik inceleme hem pahalı hem de zahmetli bir yöntem olması nedeniyle ilk düşükte rutin istenilmez.

Ancak aile, böyle bir inceleme hakkının olduğunu bilmeli ve anne ve baba adayı bu konuda kararı kendisi vermelidir.

Genetik inceleme ile, kalp atışı duran gebeliğin kromozom yapısı, herhangi bir anormallik içerip içermediği hakkında bilgi alınır. Rutinde cinsiyeti söylenmez ancak aile isteği ile genetik uzmanından bu bilgi alınabilir.

Diğer yazılar

Kategoriler
Perinatoloji Bölümü Riskli gebelikler

Bebeğin eşinde kanama olması ( düşük riski )

Gebeliğin ilk üç ayında kanama olması

Rahim içerisinde bulunan bebek, bazı hücreleri ile anneye tutunmaya çalışır.  Bu tutunmayı sağlayan yapıya bebeğin eşi, tıbbi adı ile plasenta denir. 

İşte bu bebeğin eşi ile anne dokusu arasında bazen kanama olur. Bu duruma düşük riski veya tıbbi adı işe abortus imminens denir.

Bu kanama bazen az bazende fazla olur.

  • Kanamanın az olması durumunda düşük tehdidi yaşanır ancak düşük olmaz. 
  • Bazende kanama normalden fazla olur ve bebeğin kaybedilmesine ( düşük: abort ) yol açar.
  • Düşüklerin bir çok tipi vardır ( kanamalı düşük, boş gebelikler, kalp atışı durmuş ( missed ) gebelikler gibi…)

Anne ile bebek arasında meydana gelen kanama düşük riskine yol açmaktadır. Kanamanın miktarı ve nedeni gebeliğin akıbetini belirleyecektir.

Resimde, gebelik kesesinin yakınıda bulunan kanama alanı gösterilmektedir. Kanamanın miktarı, yeri ve oluşma hızı gebeliğin akıbetini belirleyecektir.

Kanama olmadan düşük olur mu?

Kanama bazen vajenden dışarı çıkar ve hasta bunu farkeden, bazende kanama içeride kalır ve vajinal kanama olmayacağı için fark edilmez.

Yani düşük riski olan hastada her zaman vajinal kanama olmak zorunda değildir.

Kanamaya sıklıkla ağrı eşlik eder. Bazende ağrı olmayabilir. 

Görüldüğü gibi bebeğin düşmesine neden olabilen bu kanamalar bazen hemen fark edilir, bazen de kontrol ultrason incelemesinde saptanır. Bu nedenle gebeliğin erken hafalarında sık ultrason kontrolleri son derece önemlidir.

Burada önemli olan bebeğin eşinde meydana gelen kanamanın miktarı ve olduğu yerdir. Muayeneyi yapan uzman hekim bu noktalara dikkat etmelidir.

Subkoryonik hematom ne demek?

Anne karnında, bebek ile anne arasında kanama meydana geldiğinde, bu kanamanın yerine göre isimler verilir. Bu tanımların en sık kullanılanları;

  • Subamniyotik
  • Subkoryonik
  • Retroplasental

Subkoryonik kanama en sık görüleni ikeni retroplasental kanama en riskli olanıdır. Kanamanın yeri kadar, miktarınında önemli olduğu unutulmamalıdır.

Bu nedenle hangi kanama ne öneme sahip, hangisinde düşük riski daha fazla hangisinde daha az gibi soruları, siz muayene eden uzman hekime sorarak öğrenebilirsiniz.

Bebeğin eşinde kanama neden olur?

  • Anormallik barındıran bebeklerde olur
  • Kromozom anomalisi olan bebeklerde olur
  • Tansiyonu yüksek anne adaylarında olur
  • Yere düşmüş veya karnına herhangi bir travma almış gebede olur
  • Daha önce düşük geçirmiş kadınlarda daha sık olur
  • Miyomu olan gebelerde olur
  • Kan pıhtılaşma bozukluğu olan gebelerde olur
  • Rahim içi yapışıklığı olan gebelerde olur
  • Rahim anomalisi taşıyan anne adaylarında olur
  • 35 yaş üstü anne adaylarında olur

Bunlar en sık karşılaştığımız nedenlerdir. Ancak bahsedilmeyen başka nedenlerde vardır. 

Kalp atışı durmuş gebelikler

Bazen bebekler anne karnında hayatlarına devam ederken herhangi bir nedenle kalp atışlarını kaybederler. Bu durumda kalp atışı duran gebelik bir süre sonra kanama ile düşmeye çalışır ve genellikle kendisi düşür. Ancak bazende doktor tarafından muayenede bulunur ve kürtaj ile alınırlar.

Kalp atışının kendiliğinden durması bebeğin ciddi bir anomali içerdiğin düşündürmektedir. Genetik inceleme yapılması ve mevcut durumun öğrenilmesi sonraki gebeliklerin takibinde son derece önemlidir.

Anembriyonik veya boş gebelik ne demek?

Gebelik kesesinin belirli bir haftaya ulaşması, ancak bebeğin görülmemesi anormal bir durumdur. Tıbbi ismi anembriyonik gebelik olan bu durum, halk arasında boş gebelik olarak bilinmektedir.

Aslında bu da bir tür gebelik kaybıdır yani düşüktür. Ancak gebeliğin kesesinin büyümesine karşın, bebek gelişimi olmamaktadır. Bu durum hem doktor hem de ailenin kafasını karıştırır. Anembriyonik veya boş gebelik denilmesinin nedeni bebeğin görülmemesidir.

Sıklıkla boş gebelikler ( anembriyonik ) takip edilir ve bebeğin görülmesi beklenir ancak bebek görülmez, çünkü çok erken aşamada aslında gelişimini durdurmuştur.

Boş gebelik ( anembriyonik gebelik ) durumunda ailenin ikna edilip, gebeliğin kürtaj veya ilaç ile alınması gerekmektedir.

Boş gebelikler sıklıkla ağır kromozom anomalisi barındıran gebeliklerde görülür. Örneğin trizomi 16-trizomi 8 trizomi 9 gidi, bunlar hayatla bağdaşmayan gebeliklerdir. Bebek gelişimi hiç olmaz ve gebelik kaybedilir.

Kanama her zaman bebeğin eşinde mi olur?

Hayır, bu nedenle ultrason muayenesi ve vajinal muayene çok önemlidir. Bazen kanama rahim ağzında bulunan bir yaradan veya polip denilen anormal gelişmiş dokudan olabilir. Kanamanın bebeğin eşinden olmaması, anne ve bebek için güzel haberdir. 

Alttan muayene düşüne neden olur mu?

Bu bir yanlış inanıştır. Vajinal muayene kesinlikle düşüğe neden olmaz. Ancak gebeliğin erken haftalarında meydana gelen kanamalar, ardından düştüğü getirme riski olan durumlardır. Bu arada alttan muayene rutin olarak yapılmaktadır. Sonrasında düşük olunca, aile düşük nedeni olarak bu muayeneyi sebeb görür. Bu durum tabi ki yanlıştır. 

Bebeğin eşinde kanama olmasının tedavi nedir?

Maalesef kesin bir tedavisi yoktur. Ancak bazı yaklaşımlar yani denenen tedaviler vardır. 

Progesteron bebeğin eşindeki kanamayı durdurur mu?

Maalesef hayır. Ancak bazı çalışmalarda daha fazla büyümesini azalttığı saptanmıştır. Bu bilgi çok kesin değildir. Bu nedenle bu ilaç yüzde yüz başarılı değildir. Ancak kullanılır. 

Yatak istirahati düştüğü engeller mi?

Bu sorunun cevabı kısmen evet. Cevabın kısmen olmasının nedeni, kanamanın nedeninin tam olarak bilinememesinden gelmektedir. 

  • Yani kanama bebek anormalliği neden ile oluyorsa, yatak istirahati bir fayda getirmeyecektir. 
  • Ancak kanama bir travmaya veya rahim anomalisine bağlı ise, istirahat kısmen faydalı olacaktır. 

Hemen arayın

Randevu alın

Güvenli gebelik geçirin

Kategoriler
Ayrıntılı ultrasonografisi Perinatoloji Bölümü

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık olması ( spina bifida )

Bebeğin Sırt Kemiklerinde Açıklık (Spina Bifida-Nöral tüp defekti ( NTD)

Anne karnında gelişimin 19-23. Günlerinde bebeklerin sırt bölgesinde bulunan yapılar orta hatta birbirine temas ederek birleşirler.

Ancak bazen bu birleşme olmaz ve bu durumda açıklık kalır. Tıbbi ismi spina bifida olan bu hastalığın farklı formları bulunmaktadır. 

Bu bölümde spina bifida denilen bebeğin sırt kemiklerinde açıklık ile seyreden bir grup hastalık hakkında ayrıntılı bilgi bulabileceksiniz. 

Konunu daha kolay anlaşılabilmesi için SORU-CEVAP şeklinde bir anlatım yolunu seçtim.

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık (Spina Bifida-Nöral tüp defekti ( NTD)) hangi gebelikte görülür?

En önemli risk faktörü ailenin önceki gebeliklerinde aynı sorun ile karşılaşmış olmasıdır. Aile hikayesi olan ailelerin detaylı araştırılması ve gebelik öncesi tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Ek vitamin kullanımı ve alınabilecek önlemler konusunda bu grup hastanın perinatlojik( riskli gebelik uzmanı ) muayenesi gerekmektedir. 

Diğer risk faktörleri:

  • Aile hikayesi
  • Şeker hastalığı olan anne adayı
  • Kilolu anne adayı
  • Ateşli hastalık geçirmiş anne adayı
  • Folik asit eksikliği
  • Epilepsi (sara ) hastalığı olan anne adayı
  • Genetik anomalili gebeliği olan anne adayı
  • MTHFR denilen pıhtılaşma bozukluğu olması
  • Kız bebek olması
  • Belirli ırk veya coğrafik bölgede yaşama

20. gebelik haftasında, sırt kemiklerinde açıklık olan bebeğin görüntüsü. Bebekte ek anormalliklerde bulunmaktadır. Ayaklarında görülen içe yönelik eğiklikte görülmektedir.

Özellikle en sık görülen yer olması nedeni ile bel bölgesi öne çıkmaktadır. Resimde sırt bölgesinde, kesesi intakt görülen bir Spina Bifida hastasının görüntüsü. Beyin cerrahisinin uzun bir ameliyatı ile bu kese açılarak sırt bölgesi kapatılmaya çalışılmaktadır.

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık (Spina Bifida-Nöral tüp defekti ( NTD)) hangi haftada görülür?

Anne karnında bulunan bebeklerin belirli haftalarda ayrıntılı incelenmesi sırasında bu durum saptanabilir.

En erken 11-14. Hafta arasında tanınır iken, sıklıkla tanısı 18-22 hafta arasında tanınmaktadır.  Ancak bazen daha ileri gebelik haftalarında da tanınabilir.

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklığın (spina bifida-nöral tüp defekti ( NTD)) yerine ve boyutuna göre değişmektedir. 

Büyük defekt olan gebeliklerde tanı kolaylıkla konulur iken, küçük delikler bazen anne karnında görülemeyebilir

12 Hafta gebelik

Detaylı ultrason görüntüsü

20 Hafta gebelik

Detaylı ultrason görüntüsü

AFP nedir? Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık (Spina Bifida-Nöral tüp defekti ( NTD) olan Gebeliklerde nasıl kullanılır?

AFP ( alfa fetoprotein), anne karnında bulunan bebekte belirli haftaya kadar yükselmekte, daha sonra düşmektedir ve doğum ile beraber sentezi durur. Doğumdan sonra sentezlenmez.

Ancak bu hormon anne kanında gebelik boyunca sürekli artış gösterir.  Normalde gebelikte 16-20. Haftalar arasında anne kanından ölçülür ve değerlendirilir. 

AFP yüksekliği ne demek?

AFP, yüksekliğinin çok sayıda nedeni vardır. Bu nedenler içerisinde en başta bebeğin sırt kemiklerindeki açıklık yer alır. Bu nedenle AFP değeri 2 MoM üzerinde olan gebeliklerde ayrıntılı ultrasonografi yaparak bebeğin sırt kemiklerinin incelenmesi gerekmektedir. 

AFP yüksekliği başka hangi durumlarda olur?

AFP yüksekliği çok farklı nedenlerden dolayı da olabilir. Bu nedenler içerisinde bebeğin eşinde kanama olması bir diğer önemli nedendir. Bu nedenle AFP değeri yüksek çıkan veya risk çıkan gebelikler detaylı ultrasonografi ile incelenmelidir. 

AFP düşüklüğü ne demektir?

AFP yüksekliği kadar düşüklüğü de önemlidir. AFP denen hormonun normalden düşük olması da down sendromunun olasılığı riskini artıran bir durumdur. Bu nedenle AFP değeri düşük olan gebeliklerde bu açıdan tekrar detaylı ultrasonografi ile incelenmelidir. AFP düşüklüğünün down (trizomi 21) dışında diğer bazı nedenlerden dolayı da düşük çıkabilir. 

AFP Nasıl ölçülür?

AFP  bir hormondur, normalde üçlü veya dörtlü test içerisinde normalde ölçülür. Ancak tek başına da ölçülebilir. Test ölçümü için açlık veya tokluğa gerek yoktur, herhangi bir dönemde 

AFP Ne zaman ölçülür?

16-20. haftalar arası normalde ölçümün olduğu haftalardır. Ancak daha erken veya daha geç dönemde de bakılabilir. 

Nöral tüp defekti olan bebeklerin doğum şekilleri sezaryendir. Defektin olduğu yer korunmaya çalışılır ve hemen uygun şartlarda kapatılır.

AFP, halen nöral tüp defekti taramasında kullanılmaktadır. AFP artışı spina bifidayı düşündürürken, azalması down sendromunu düşündürür. Ancak günümüzde, spina bifida dört boyutlu ultrason ile detaylı ultrason incelemesi ile taranmaktadır.

Sırt kemikleri açık bebeklerde AFP Her zaman yüksek çıkar mı?

Sırt kemiklerinde açıklık olan bebeklerde hastalığın seviyesine göre kan değerleri değişmektedir. 

Spina bifida yani sırt kemiklerinde açıklık olan bebeklerde eğer cilt kapalı olur ise AFP anne kanında yükselmeyebilir ve normal çıkar. Bu nedenle bebeklerin ayrıntılı ultrasonografik incelemesi son derece önemlidir.

Ciltte açıklığı olan vakalarda ise AFP çok yüksek çıkacaktır ve bu durumda hemen ultrasonografik inceleme yapılarak tanıya gidilir.

Ultrason ile bebeğin sırt kemiklerindeki açıklık görülebilir mi?

Günümüzde ultrasonografik inceleme ile bebeklerin anne karnında sırt kemikleri muayenesi ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Yani AFP ölçmeden, sadece ultrason incelemesi ile bebeğin sırt kemiklerin incelenmektedir.

Ek olarak yine günümüzde son teknoloji ile geliştirilen 4 boyutlu ultrasonografi ile tüm sırt kemikleri 3 boyutlu olarak değerlendirilebilir. 

Sırt kemiklerinde açıklık olan gebeliklerde ultrasonda neler görülür?

Ultrasonun yapıldığı haftaya göre değişmekle birlikte farklı özel görüntüler barındırmaktadır. Bu gibi ultrason görüntülerinin tanınması, ultrason incelemesinde tecrübeli hekimler tarafından kolaylıkla olmaktadır.

  • Bu açıklık sıklıkla bel (lomber) bölgesinde görülür.
  • Bel omurgalarında şekil bozukluğu olur.
  • Bebeğin beyinciğinde şekil değişikli olur ( muz belirtisi ).
  • Bebeğin kafa içerisinde sıvı toplanması ( hidrosefali ).
  • Bebeğin kafasında çökme ( limon belirtisi).

Ancak bazen bu belirtiler bariz olur ve hemen görülür. Ancak bazende çok silik olur, tecrübeli bir göz bile göremeyebilir. Ayrıntılı ultrasonografi sırasında nadiren de olsa görülmeyebilir. Bu nedenle klinikte detaylı ultrasonun ileri gebelik haftalarında bir kez daha yapılması gerektiğini düşünmekte ve uygulamaktayım.

Sırt kemiklerinde açıklık (spina bifida)tipleri nelerdir?

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık olduğu durumların farklı tipleri vardır. Bunlar defektin düzeyine göre isimlendirilir.

  • Spina bifida okkülta: Bir grubunda sadece sırt kemiğinin arka kısmı yoktur ve bu alan cilt ile kaplıdır. Boşluğu yağ dokusu kaplar ve üzerinde kıllar ortaya çıkar. Bu duruma spina bifida okkülta denir. En sık olan formu budur. Bu durumun anne karnında tespiti son derece zordur. Çünkü defekt çok fazla değildir, defektin üstünü cilt örtmesi nedeniyle anne kanında AFP düzeyinde değişiklik olmaz. Ek olarak ultrasonda fazla belirgin buğu vermez.
  • Meningosel: Bu durumda sırt kemiklerinde değişik seviyelerde kemik ve cilt defekti vardır. Bu delikten dışarı beyin zarları çıkar. Bu zar kesesi içerisinde bebeğin beyin sıvısı bulunur. Bu durum sıklıkla anne karnında görülebilir.
  • Meningomyelosel: Bu durumda sırt kemiklerinde değişik seviyelerde kemik ve cilt defekti vardır. Bu delikten dışarı beyin zarları çıkar. Bu zar kesesi içerisinde bebeğin sinir dokusu da bulunmaktadır. Bu durum sıklıkla anne karnında görülebilir.

Sırt kemiklerinde açıklık olması durumunun farklı tipleri bulunmaktadır. Yukarıdaki resimde bu farklı tipler görülmektedir. En masum ve sık görülen tipinden, ileri seviyede olan tipleri görmektesiniz.

Sırt kemiklerinde açıklık olan bebeklerde, bu durumun nedenlerini gösteren güzel bir resim.

Bel kemiklerinde açıklık olması durumunda neler yapılmalı?

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık olduğunu duyan aile bu olaya çok üzülür ve psikolojik olarak yıkılır. 

Ancak bu gebelik hakkında herhangi bir şeye karar vermeden önce bunun tedavisi olan bir hastalık olduğunu bilmek gerekmektedir. Ancak karar sürecinde perinatoloji uzmanı tarafından gerekli olan işlemler yapılmalıdır. 

Bunlar:

Detaylı ultrasonografinin tekrarı.

  • Amniyosentez ve mikroarray inceleme.
  • Beyin cerrahisi ile görüşme
  • Fetal MR (gerekli görülür ise)
  • Anne karnında Açık ameliyat seçeneği hakkında bilgilendirme
  • Anne karnında Kapalı ameliyat seçeneği hakkında bilgilendirme
  • Gebeliğin tahliyesi seçeneği hakkında bilgilendirme
  • Gebeliğin devamı durumunda aileyi ve bebeği bekleyen ek olasılıklar hakkında bilgilendirme 
  • Doğum sonrası ameliyat seçeneği hakkında bilgilendirme.

Aile yukarıda anlattığım durumlar hakkında ayrıntılı bilgilenmeli ve gebelik hakkında ki son kararı anne ve baba vermelidir. 

Karar aşamasında, açıklığın olduğu seviye bu seviyenin özellikle bebeğin hayati fonksiyonlarını etkileyip etkilemediği gib çok sayıda kriter bulunmaktadır.

Spina bifida (bebeğin bel –sırt kemiklerinde açıklık) tekrar eder mi?

Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık olması belirli durumda genetik olabilmektedir. Bu nedenle bu türden sakatlığı olan bir gebeliğiniz mevcut ise sonraki gebeliğe hamile kalmadan önce riskli gebelik uzmanı tarafından muayene olunması, gerek görülür ise ek inceleme yapılması gerekmektedir.

Gebelik öncesi alınabilecek önlemler bulunmaktadır. Bu konu hakkında hekimine başvurmanızı öneririm.